Anasayfa Kemalizm Tarihi Mekanlar Kültür Fotoğraf İletişim Blog www.kukrer.net
© www.kukrer.net 2012
Cumhuriyet, hilafetin kaldırılması, şeriat mahkemelerinin kapatılması ve İslam hukuku ile din hizmetleri için eleman yetiştiren eski medre- selerin Maarif Vekaletine devri suretiyle eğitimin birleştirilmesi ve dolayısıyla eski medreselerin tamamen kapatılması kararı, yarı teokratik Osmanlı devletinde laikliğe yönelik büyük bir adım oldu. Şu önemli, noktaya dikkat edilmelidir ki Mustafa Kemal’den önce Türkiye’de laik devlet yolunda sistemli veya teşkilatlı bir aydınlar mücadelesi olmamıştır. Laisizm hamlesi tamamıyla Mustafa Kemal’in bir projesidir. Ziya Gökalp’in Etkisi Ziya Gökalp, Meşrutiyet yıllarında ve özellikle Birinci Dünya Savaşı içinde, memleketin okuryazarları üstünde yaygın, sürükleyici bir etki yapmıştır. Sosyolojik problemlerden, milliyet, din ve devlet meselelerine, halkın günlük yaşayışına kadar, ilmi etütlerden, politik makalelere, şiirlere, destanlara, ilahilere kadar birbirine bağlanabilen çeşitli çalışmalar fikir yayınları yapmıştır. Kendine özgü bir düşünürdü. Bu arada İttihat ve Terakki’nin Merkez Komitesi üyesi, partisinin liderleri ve politikası üzerinde etkisi vardı. Hem Türkçü, hem İslamcı, hem asrileşme taraflısıydı. Turancı olarak da hem ırkçı hem bilimsel bir niteliğe vardırılamayan bir Türkçülüğün öncüsüydü. Padişah ve halifeyi benimsiyordu. İslam hukuku üstüne yayınları vardı. Bu yayınlarda Ziya Gökalp, Şeyhülislamın kabineden çıkarılması,  hukuk ve fıkıh işlerinin ayrılması gibi konular başta olmak üzere, Türkçe ezan, Türkçe Kur’an, mahkeme birliği, bütçe birliği, üniversite muhtariyeti gib konulara kadar çeşitli görüşleri savundu. Fakat Gazi Mustafa Kemal’in Gökalp’e karşı; ihtimal ki Gökalp’in İttihatçılık bağlantısı ve Enver Paşa hayranlığı ile Turancılık çabaları dolayısıyla, fazla bir ilgisi görülmemiştir. Özel konuşmaları sırasında Gökalp hakkındaki görüşlerinin de hayranlık ifade etmediği anlaşılmaktadır. Zaten arada mizaç farkı vardı. Gerçi bu haller Gazi’nin, Göklap’e karşı koruyucu ilgilerine engel olmamıştır. Ama Gazi’nin Ziya Gökalp’ten fikir ve ilham aldığını ortaya koyabilmek için şimdilik yeterli deliller yoktur. (bkz.Tek Adam, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir, Syf. 165-169, Remzi Kitabevi,2011) Kemalizm ve Ulusçuluk Ulus, çağdaş anlamda feodal düzenden çıkılırken doğmuştur. Kapalı-yöresel ekonomilerden ulusal pazar ekonomisine geçilirken, insanlar ülke düzeyinde birbirleriyle ilişki içine girmeye başladılar. Aynı topluma ait olma bilinci gelişti. Bunu, biz duygusunun derebeyliğin bölgesel sınırlarından ulusal sınırlara kadar genişlemesi şeklinde ifade edebiliriz. Bölgesel diller Latince ile birleşerek ulusal dile dönüştü. Ortak dil ve aynı yurdu paylaşmanın bilinci, ulusal kültürü doğurdu. Son olarak ulusal kültür de ulusu yarattı. Bu oluşum süreci içinde ne ırkın ne de dinin doğrudan bir rolü olmamıştır.
Devamı için