© www.kukrer.net 2012
Kemalizm ve Demokrasi
Ülkelerde demokrasinin oluşabilmesi için belirli koşulların oluşması gerekmektedir. Sanayileşme, kentlerşme, yoksulluktan kurtulma,
belirli bir eğitim düzeyine ulaşma. Tek bir gücün egemeliğine izin vermeyen, gücün gücü dengelediği örgütlü bir toplum. Yaygın
etkili bir kitle iletişim ağı.Bunlar bir anlamda demokrasinin nesnel koşullarıdır. Sadece nesnel koşulların varlığı demokrasinin kendi-
liğinden varolacağı anlamına gelemz. Çünkü demokrasinin bir deöznel koşulu vardır: Demokratik kültür. “Hoşgörü ve uzlaşmaya”
dayalı olan demokratik kültür ise, ancak demokrasinin bir yaşam biçimine dönüşmesiyle ve uzun zamanda oluşur. Hoşgörüsüzlüklerin,
uzlaşmazlıkların yarattığı sıkıntılar çekilerek, bilincine varılarak, ağır ağır oluşur. 1920’lerin Anadolusunda bu koşuılların hiç birisi
maalesef yoktu. Yoksul ve eğitimsiz bir tarım toplumuından oluşan Anadolu, Batı’da demokrasiyi yaratan iki temel sınıftan da yoksundu.
Ne gerçek anlamda bir burjuva ne de gerçek anlamıyla bir işçi sınıfı vardı. Bir kaç aydın dışında demokrasiyi ne bilen ne de isteyen var.
Atatürk’e saldıranların Kemalizmde demokrasi yoktur savını iyi değerlendirebilmek için, sadece 1920’lerin 1930’ların Anadolusunun
koşullarını anımsamak yetmez. O dönemin Batısına, bugünkü demokratik ülkelerin o dönemdeki durumlarına da bakmak gerekir.
Almanya, İtalya ve Japonya gibi sanayileşmiş ülkeler bile, demokrasiyi kendi iç dinamikleriyle değil, savaş yenilgisiyle birlikte
dayatılan koşullar nedeniyle geçtiklerini unutmamalıyız.
Demokrasinin ne nesnel ne de öznel koşullarının bulunduğu bir toplumda; demokrasinin gerileyip gerileyip faşizmin yükseldiği bir
dünyada; acaba Mustafa Kemal toplumunu nasıl bir yönetim biçimine hazırlamak istiyordu?
Atatürk için, Kemalizmin cumhuriyetçilik ilkesi ile demokrasi eşanlamlı idi: “Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sitemi ile devlet şekli
demektir”. Atatrük için, demokrasi her şeyden önce bir özgürlük sorunu idi: “İrade ve egemenlik milleitn tümüne aittir ve ait olmalıdır.
Demokrasi sosyal yardım veya iktisadi teşkilat sistemi değildir. Demokrasi maddi refah meselesi de değildir. Böyle bir görüş vatandaş-
ların siyasi hürriyet ihtiyaçlarını uyutmayı amaçlar. Bir ulusu oluşturan bireylerin o ulus içinde, her çeşit özgürlüğü, yaşamak özgürlüğü,
çalışmak özgürlüğü, düşünce ve vicdan özgürlüğü güven altında bulunmalıdır.”
Atatrük özgürlük düşüncesini topluma yaymak için büyük çaba gösterdi. Hem de bunu, özgürlük ve demokrasinin yükselme döneminde
değil özgürlük ve demokrasinin kötü ve zararlı olduğu düşüncesinin Avrupa’ya büyük ölçüde egemen olduğu bir dönemde yaptı.
Kendi el yazısı ile yazdığı “Medeni Bilgiler” kitabı, halka özgürlük ve demokrasiyi öğretmek için hazırlanmış bir el kitabı idi.
Özgürlük ve demokrasinin ne olduğunu bilmeyen ve dolayısıyla böyle bir istemi bulunmayan bir halka, özgürlük ve demokrasiyi
öğretmek için büyük çaba sarf eden bir “diktatör” olabilir mi? Zamanın Fransa Büyükelçisi’ne söyledikeri ise, hiç bir yanlış anlamaya
meydan bırakmayacak kadar açıktır: “Kişisel iktidar gibi zaralı bir örnek bırakarak ölmeyeceğim. Parlementer bir cumhuriyet
kuracağım.”
Kemalizmin “demokrasi” karşısındaki tutumunu, sadece sözlere bakarak değerlendiremeyiz. Asıl önemli olan, Kemalizmin demokrasiye
ulaşabilmek için neler yaptığıdır.