Anasayfa Kemalizm Tarihi Mekanlar Kültür Fotoğraf İletişim Blog www.kukrer.net
© www.kukrer.net 2012
örnekleri gibi, bir kaç kuşak boyu harcanmadı. 1929-1939 arasındaki on yılda dünya sanayi üretimi yüzde 19 artarken, Türkiye’de sanayi üretimi artışı yüzde 96’yı buldu. Çok daha elverişli koşullardaki Sovyetler Birliği ve Japonya dışında hiçbir ülke, bu alanda Türkiye’den daha hızlı bir büyüme sağlayamadı. Giderek oluşmaya başlayan sanayi işçisi, nasıl hiçbir savaşım vermeden seçme ve seçilme haklarını elde ettiyse; yine kan dökülmesine, kuşaklar boyu süren büyük acılar çekilmesine gerek kalmadan, insancıl  çalışma koşullarına kavuştu. Kemalizmin sürekli devrimcilik anlayışını daha sonra sürdürenler, sendikalaşma, grev ve toplu sözleş- me gibi hakları vermek için de, işçi sınıfının rejimi zorlamasını beklemediler.   (bkz. Ahmet Taner Kışlalı, Kemalizm Laiklik ve Demokrasi, syf. 53-57,İmge Kitabevi,8. Baskı,2007)
Devamı için
Kemalizm ve Devrimcilik Devrim nedir?   Bu sorunun tek bir yanıtı yoktur. Yapılacak tanım Fransa için başka, Türkiye için başkadır. Fransa’da “devrim” bir evrimin yarattıuğı birikim sonucunda, kaçınılmaz olarak gelmiştir. Türkiye ve benzeri ülkelerde ise, geri kalmışlıktan kurtulmanın, gelişmişlerle arayı kapatmanın bir aracı olarak kullanılmıştır; tarihsel bazı koşullardan yararlanılarak, bilinçli bir çabanın ürünü olarak doğmuştur.   Fransız devrimi, evrim sürecinde önde yer alan bir toplumda rastalanabilen devrim- lerin en ünlü örneğini oluşturur. Koşullar ve toplumdaki güç dengesi değişmiş, ama eski koşullara göre oluşan ve eski güç dengesini yansıtan toplumsal ve özellikle de siyasal kurumlar değişmemekte direnmiş, toplumsal-ekonomik gelişmeyi zorlaştırma- ya başlamıştır.   Fransa’da burjuvazi yeni bir toplumsal sınıf olarak doğmuş, güçlenmiş, ama güçleri ölçüsünde siyasal rejimde etkili olamamıştır. Başka bir deyişle, toplumun altyapısı değişmiş, ama üstyapı bu değişikliğe uymamıştır. Burada söz konusu olan, eski kurumları yeni koşullara, yani üstyapıyı altyapıya uydurmaktır. Değişen koşullarla, koşulların yarattığı gereksinmeleri karşılaması gereken kurumlar arasındaki çelişkileri gidermektir.