Anasayfa Kemalizm Tarihi Mekanlar Kültür Fotoğraf İletişim Blog www.kukrer.net
© www.kukrer.net 2012
   Atatürk, bir yandan “Türk dilini yabancı dillerin boyunduruğundan klurtarmak” amacıyla dil devrimini başlattı. Öte yandan, halkın okuma-yazmaöğrenmesini kolaylaştırmak, eğitim düzeyini yükseltmek ve çağdaş uygarlığa daha kolaylıkla açılmasını sağlayabil- mek için abeceyi değiştirdi.Arapça-Farsça yüklü Osmanlıca terk edilip, türetme ile zenginleştirilmiş olan Türkçe yazı ve bilim dili olamaya başladı. Öğrenilmesi çok güç olan, 482 işaretli Arap yazısının yerini, 29 harften oluşan yeni yazı aldı. Büyük bir okuma- yazma seferberliğine girişildi.    Atatürk şöyle diyordu: “Bu memleketin asıl sahibi, toplumumuzun esas unsuru olan köylüdür. İşte köylüdür ki, bugüne kadar eği- tim ışığından yoksun bırakılmıştır. Takip edeceğimiz eğitim siyasetinin temeli evvela mevcut cahilliği yok etmektir. Bütün köylüye okumak, yazmak ve vatanını, milletini, dinini, dünyasını tanıtacak kadar coğrafi, dini ve ahlaki bilgi vermek ve dört işlemi öğretmek, eğitim programımızın ilk hedefidir.”     Atatürk’ün yüzde 8,16’lık bir okuryazar oranıyla ortaçağ karanlığını yaşayan bir toplumda başlattığı bu eğitim ve kültür atılımını, bütün dünyada büyük ilgi topladı. Yurdun heryanında halk dersaneleri kurulmuştu. 7’den 70’e insanlar, Büyük Önder’in kendilerine aşıladığı bir heyecan içinde çaba gösteriyordu.    İngiltere’de Heceyi Sadeleştirme Cemiyeti adı altında toplanan bilim adamlarının, 28 Şubat 1929 tarihinde, Atatürk’e yolladıkları mektupta şu satırlar vardı:    “...Ulusal alfabeyi ıslah için attıkları adımdan dolayı hem yüce şahsınızı ve hem de hükümetinizi tebrik eder, eğitim ve öğretim yılında geçmişin enkazını çocuklarının ayaklarına takılmaya bırakan bizim gibi milletlere yol gösterdiklerinden dolayı teşekkür ederiz.    3 Haziran 1929 tarihli The New York Times gazetesi de şöyle yazıyordu: “Türkiye, hiç değilse bir bakımdan eski cumhuriyetleri utandıracak biçimde yeni yıla girdi. Tellallar, davullar çalarak bütün köylere yayıldılar. Yeni yazı dilini, Arap alfabesi yerine Latin alfabesini öğrenmeleri için 16 ile 40 yaş arasındaki herkesi Milet Mekteplerine çağırdılar. Dört ay içinde Türkiye’nin okuryazar bir ülke olması planlanmıştır... Mustafa Kemal’in Türkiye’yi okutmak için gösterdiği ilgi bizde de olsaydı, okullara devam sağlayacak bir  yol bulabilir, bunun için gerekiyorsa davul da çalabilirdik...”    Zamanın İran hükümdarı Şah Rıza Pehlevi, Türkiye’yi ziyareti sırasında Amasya Valisi’ne şöyle demişti:”...Sizin devrimler çok önemli, ama harf devrimi hepsinden önemli. Ne yazık ki biz bunu yapamadık...”    Atatürk’ün harf devriminden yaklaşık 40 yıl sonra Mao Çin’de kültür devrimini başlatıyordu. En güçlü dönemini yaşamaktaydı ve ülkenin tartışmasız tek egemeniydi. Binlerce şekilden oluşan Çin alfabesinin yerine Latin harflerini kuymak istemiş, ancak gerçek- leştirememişti. New York Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Taro Yamane, sınıftaki Türk öğrencilere, büyük bir hayranlık içinde şu soruyu yöneltecektir:    “Atatürk konusunda bana bilgi verir misiniz? Yazı Devrimi’ni nasıl başardı?”    Kemalist halkçılık, ayrıcalıksız, sınıfsız bir toplum öngörüyordu. Ama bu yaklaşım, ne toplumsal sınıfları kaldırmayı amaçlayan Marksist anlayışı ne de sınıf çatışmasını şiddet ve baskı ile  yasaklayan faşist anlayışı yansıtmaktaydy. Kemalizm, Kurtuluş Savaşı Türkiye’sinde , Marksist anlamda bir egemn sınıf ve yine Markist anlamda bir işçi sınıfı bulunmadığı varsayımından yola çıkıyordu.
Devamı için